Martin Eden - Jack London - İletişim Yayınevi - Edebiyat - Çeviri - 18,70 TL | Evekitap
Giriş
Sepetim

Martin Eden

22,00 TL 18,70 TL

1 yorum yapılmış

 

Jack London, Martin Eden'da yarı-otobiyografik bir roman kurgular ve yazar olabilmek için hayatını ortaya koyan ve başına gelen tüm trajedilere rağmen bu yoldan asla dönmeyen Martin'in şaşırtıcı hikâyesini anlatır.

Martin'in yazarlık macerası Ruth'a olan aşkıyla başlar. Önceleri, yalnızca iyi bir eğitim almış, ailesi toplumun üst sınıfından olan Ruth'un aklında ve kalbinde bir yer edinebilmek için okumaya ve öğrenmeye başlar; ama sonra Martin'in entelektüel bilgisi Ruth'un ve onun ait olduğu dünyanın ötesine açılır. Martin işçi sınıfını keşfeder ve yazarlık serüveni, San Francisco işçi sınıfının içinden yükselir.

Yazar olmaya karar verdiği andan itibaren bitmek tükenmek bilmeyen bir azimle yazar ve yazdıklarını yayıncılara gönderir. Martin, yanıt olarak yalnızca tekrar ve tekrar reddedildiğini bildiren mektuplar alır. Asla pes etmez, inancını yitirmez ve Jack London, kahramanı Martin'e romanın sonunda bu azmin hakkını verecek bir sürpriz ve beklenmedik bir final hazırlar.

Martin, bir maceraperest ve aksiyon adamıydı, bunu becerebilen pek fazla yazar da yoktur.

-George Orwell-

Kitabın İlk Sayfalarından...

Kapıyı anahtarla açarak içeri giren ilk kişiyi, beceriksiz hareketlerle kasketini çıkaran genç bir adam izledi. Denizci olduğunu düşündüren giysileri vardı ve girdiği bu geniş şatonda hiç de rahat olmadığı belliydi, Kasketini ne yapacağını bilemiyordu. Ceketinin cebine tıkmaya çalışırken, diğer adam alıverdi kasketi. Bu hareketi sakin ve doğal bir tavırla yapmıştı. Beceriksiz genç şükran duydu. “Durumumu anlıyor,” diye düşündü. “Belli ki bana yardımcı olacak.”

Omuzları sallanarak ve bacaklarını istemsizce, sanki zemin çalkantılı denizin üzerinde alçalıp yükseliyormuş gibi iki yana açarak, adamın ardısıra yürüdü. Böyle sarsakça yürürken, koca odalar ona dar geliyordu ve yanlışlıkla kapı kenarlarına çarpmaktan yahut şöminenin üzerindeki alçak rafta duran biblolara omuzlarıyla sürtünmekten korkuyordu. Etrafındaki nesnelerin arasında bir o yana, bir bu yana savruluyor ve kafasında şimdiden, verebileceği hasan hesaplıyordu. Bir kuyruklu piyanoyla, üzerine kitaplar yığılmış bir masa arasındaki, altı kişinin omuz omuza geçebileceği boşluğu tedirginlik içinde adımladı Kalın kolları iki yana sarkmıştı. Bu ellerle kolları nereye koyacağını bilemiyordu ve masanın üzerindeki kitaplardan birine koluyla değecek gibi olunca, ürkmüş bir at misali yalpalayıp, piyano taburesine çarpmaktan kıl payı kurtuldu. Önünde giden adamın rahat yürüyüşüne baktı ve ilk kez, onun yürüyüşünün diğer insanlarınkine benzemediğini fark etti. Aniden, kendi yürüyüşü böyle kaba saba olduğu için utanca kapıldı. Alnından ter damlacıkları fışkırdı, durakladı ve esmerleşmiş yüzünü mendiliyle sildi

Endişesini şakacı bir tavırla maskelemeye çalışarak:

Bekle oğlum Arthur. dedi, bir anda bu kadarı çok fazla gerdekten, bırak da biraz cesaretimi toplayayım. Biliyorsun buraya gelmek istemiyordum. Herhalde sizinkiler de beni görmek için can atmıyordur

Adam ona güven vermeye çalıştı:

Her şey yolunda Bizden korkmamalısın. Çok sade insanlarız hepimiz Bak bele, bana bir mektup gelmiş.

Masaya yanaşarak zarfı yırtıp açtı ve okumaya başladı, böylece yabancının kendini toparlamasına fırsat verdi. Yabancı bunu anladı ve şükran duydu. Doğası gereği sevecen ve kavrayışlıydı; paniği henüz sürerken, hisleri çalışmaya devam ediyordu. Alnını kuruladı ve gözlerinde tuzaktan korkan hayvanlara özgü bir bakışla, ama kontrollü bir yüzle etrafına bakındı. Bilinmeyenlerle çevrili, olabileceklerden endişeli, ne yapacağını bilemez haldeydi; yürüyüşü ve hareketlerindeki beceriksizliğin, güç ve yeteneklerine sirayet etmiş olmasından korkuyordu. Çok duyarlıydı ve nasıl göründüğünün farkındaydı. Bu yüzden diğer adamın, gülen güzlerle mektubun üzerinden gizlice bakması, içindi’ bir hançer yarası açtı. Bakışın farkında olduğunu belli etmedi, çünkü kendini denetlemeyi öğrenmişti, Gururu incindi.Geldiği için lanet etti. ama aynı zamanda, artık bu işi sonuna kadar götürmeye karar verdi Yüz çizgileri sertleşti ve gözlerine kavgacı bir ışık geldi. Ortamı, endişeden biraz arınmış gözlemci bakışlarla inceleyerek, bu güzel evin içindeki her ayrıntıyı beynine kazıdı. Son derece dikkatliydi; gözlerinden hiçbir şey kaçmazdı ve o gözler çevredeki güzelliği içlikçe, bakışlarındaki kavgacı ışık sönerek, yerini sıcak bir parıltıya bıraktı. Güzelliğe duyarlıydı ve bu duyarlılığı uyaran şeyler vardı çevresinde

Bir yağlıboya tablo, onu kendine çekti. Büyük bir dalga gürleyerek, çıkıntılı bir kayanın üzerinde patlıyordu; göğü alçak fırtına bulutları sarmıştı Fırtınalı bir günbatımında ortasına seyir eden bir kılavuz uşkuna, güvertesi bütün ayrıntılarıyla görünecek kadar yan yatmış olarak, dalgalarla mücadele ediyordu Resimde güzellik vardı ve bu güzelliğe kayıtsız kalması imkânsızdı. Beceriksiz yürüyüşünü unuttu tabloya doğru gitti, yaklaştı: iyice yaklaştı. Tuvaldeki güzellik birden uçuverdi Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. Dikkatsizce sıvanmış gibi duran boyaya baktı, sonra geri çekildi. Bir anda bütün güzellik tuvale geri döndü. “Bir aldatmaca,’ diye düşündü ve resme olan ilgisini kaybetti. Etrafındaki bir sürü şeyi gözlemlemeye devam ederken, bir yandan da, tablodaki onca güzelliğin bir göz aldanmasına kurban edilmesine hayıflandı. Resimden anlamazdı, Renkli ve siyah beyaz taşbaskılarla karşılaşmıştı sadece, onların hatları da belirgin ve keskin olurdu her zaman. Gerçi yağlıboya resimler görmüştü; evet, dükkân vitrinlerinde. Ama vitrin camı, arzulu gözlerini resme yaklaştırmasını engellemişti.

Evekitap Edebiyat - Çeviri
11,00 9,02 TL
%18
Yeraltından Notlar
30,00 25,50 TL
%15
22/11/63
26,00 22,10 TL
%15
Siyah Kan

Kitaba Özel Alışveriş Kulübü

Türkiye'nin kitaba özel ilk ve tek fırsat alışveriş sitesi Evekitap üyelerine her gün farklı fırsatlar sunuyor. Evekitap ile yeni kütüphanenizi toplamaya hazır mısınız?

Zaten Üyeyim
Kayıt Ol Fırsatları Yakala
  • Soyad
  • Şifre

Fabrikod tarafından geliştirilmiştir.